Konu Başlıklarımız
Duyurular
  • Konuşarak anlatilmaz herşey, bazen susmak yeter aslında.

    Unutma; Konuşmak bir ihtiyaç olabilir, ama susmak cevaptır anlayana...

                                                                             DOSTOYEVSKİ

Proloterapi -Akut ve Kronik Ağrılı Hastalıklarda Tedavi

Proloterapi

Proloterapi ; zayıflamış eski işlevliğini kaybetmiş eklemleri, kıkırdakları, ligamentleri ve tendonları güçlendirmek tekrar eski haline getirmek için kullanılan,iyileşmeyi uyaran bir enjeksiyon şekli olup, hücrelerin ve dokuların proliferasyonuna (büyüme-iyileşme) neden olduğu gösterilmiştir. Enjekte edilen dokunun proliferan ilaçlarla isteyerek ve bilerek irrite edilmesi tedavinin esasıdır. Bu iritasyonla oluşan inflamatuar yanıt sonucunda zayıf ya da işlevliğini yitirmiş bölgede kan akımı artar, bu bölgeye ( kıkırdak-ligament-tendon gibi yapıları ) tamir eden hücreler gelir böylece yeni doku iyileşmesi başlar yeniden tamir uyarılır.

Proloterapi, vücudun tamir sistemini uyararak ağrılı, zayıf ve işlevini kaybetmiş bölgenin tekrar eski haline dönmesini sağlayan basit ve doğal bir tekniktir.

Proloterapinin Kullanıldığı Hastalıklar

Proloterapide normal hücre, doku veya organların büyümesini – tamiratını teşvik eden ‘büyüme faktörü’ gibi davranan solüsyon enjeksiyonu yapılır. Aslında enjekte edilen bu solüsyonlar birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Proloterapi ile fayda gören ve yüz güldürücü sonuçlar aldığımız hastalıklar şunlardır :

  • Artritler ( el- diz –kalça vs… )
  • Bel ağrıları - boyun ağrıları
  • Karpal tünel sendromu ( el bileği sinir sıkışması )
  • Baş ağrıları ( migren, gerilim tip baş ağrıları vs…)
  • Dejeneratif artrit ve dejeneratif disk hasttalıkları
  • Bel fıtığı - boyun fıtığı
  • Fibromyalji ( yumuşak doku romatizması)
  • Kalça diz kireçlenmesi ve yaralanmaları
  • Osteoporoza bağlı kemik kırıkları ve bunla ilişkili ağrılar
  • Omuz ekleminde ve diz eklemi içindeki yırtıklar,
  • Dizde menisküs ve ön-arka çapraz bağların parsiyel yırtıkları ve kireçlenme
  • Boyun travması sonrası baş – boyundaki ağrılar
  • Sakroilyak eklem ile ilgili ağrılar, siyatalji
  • Skolyoz ve spondilolistezis ( bel kayması )
  • Tenisçi dirseği, çiğneme kasları ve çene eklemi ile ilgili ağrılar
  • Bel fıtığı ameliyatı sonrası geçmeyen ağrılar

Neden Proloterapi ?

Proloterapi cerrahi olarak yapılmayan kronik ağrı için kalıcı bir tedavi yöntemidir.

Proloterapi yeniden veya yeniden inşa etmek anlamına gelen Latince kelime "proli"den türetilmiştir. Bu tedavide zayıf alanlardaki dokular hücreden başlayarak yeniden tamir olur ve eski yeniliğine ve sağlamlığına kavuşur.

Akut bir yaralanma sonrası bağlar ve tendonlar hasar görür. Ligamentlerin ve tendonların ortak görevi eklemleri sabitlemek, bir arada tutmak ve hareket kabiliyetini belirli alanlarda sınırlamaktır. Diskler ve kıkırdakların görevi ise hareket esnasında şoku emmek ve kemiklerin birbirine sürtünmelerini önlemektir. Sonuçta ligamentleri ve tendonları hasar gören bir kişinin bir süre sonra diskleri ve kıkırdakları aşınır, ardından ilgili eklemdeki ağrıyı oluşturmamak amacıyla hareketsizlik başlar. Sonuçta topallayarak yürümeye çalışan ya da baston kullanan kireçlenmiş dizlere veya bele sahip insanlar ortaya çıkar.

Ağrılar nedeniyle yürüyemez hale gelen bu insanlara hayat çekilmez olur. Ameliyat pahalı olduğu gibi riskleri de beraberin de getirir ve tek çözüm değildir.

Proloterapide hızla üretilen kollajen ve kıkırdaktır. Kollajen yeni bağ doku elemanlarını oluşturmak için vücutta doğal oluşan bir proteindir. Bu doku tendon, ligament,kas, fasya, kıkırdak ve eklem kapsülü dokularını içerir. Enjeksiyon yapılan bölgeye göre tamirat başlar.

Proloterapinin yan etkileri diğer enjeksiyon yöntemlerinden pek farklı değildir. Oldukça basit ve güvenilir bir tedavi yöntemidir.

Prolterapide kas-iskelet sistemi ağrılarında başarı oranı %80-90’dır. Ameliyat gibi büyük bir cerrahi girişimden önce bu tedavi yöntemini öneriyoruz.Böyle bir uygulama ameliyat olma durumunu ortadan kaldırabilir.

Tedavi 3 - 4 hafta ara ile ortalama 4 ile 6 seans şeklinde yapılır.

Klasik ağrı tedavilerinde kullanılan birçok bağımlılık potansiyeli yüksek ve vücut için oldukça riskli ilaçlar mevcuttur ( anti-inflamtuar ilaçlar, antidepresanlar, anti- epileptik ilaçlar, kas gevşeticiler, codeine gibi morfin türü ilaçlar ). Bu tedavi yönteminde ise sorunlu bölgeye tedavi uygulandıktan sonra vücut kendi kendine ağrı oluşturan hasarlı bölgeyi kalıcı olarak tedavi eder. Düşünsenize diz ağrılarımızı kesmek amacıyla kullandığımız non-steroidal anti-inflamatuarlar kıkırdak hasarını daha da arttırmaktadır. Kortizon ise o düzelmek amacıyla çabalayan eklem ve kıkırdağa ne kadar çok zarar verdiğinin farkında mısınız ?

Proloterapi ise vücuda yabancı olmayan ve zarar vermeyen solüsyon enjeksiyonlarıyla vücudun kendi iyileştirme mekanizmasını harekete geçirir. Vücudun kendi kendini tedavi etmesi hem kalıcı hem de ameliyat gibi travma içermez.

Proloterapi ilk defa 1950 yılında Hackett tarafından tanımlanmış ve ilk kitabını 1956 yılında yayınlamıştır.Diğer yandan Dr.Gustav Hemwall proloterapi üzerinde çalışan önemli bir hekimdir.

Proloterapi binlerce hastaya uygulanmış ve başarı sağlamıştır.Hasta ve hekimler tarafından benimsenerek gelişmeye devam etmektedir.

Dr.A.TAYFUR YAĞCI

PROLOTERAPİ; İÇİMİZDEKİ İYİLEŞTİRİCİ SÜPERMEN OLAN KÖK HÜCREYİ ORTAYA ÇIKARAN TEDAVİ YÖNTEMİ

Doku rejenerasyon uygulamalarında kök hücrelerin kendiliğinden, doğal iyileştirme cevaplarından yararlanılmakta ve değişik hücre gruplarına dönüşümlerine gerek duyulmadan, direkt iyileştirici etkileri kullanılmaktadır.

Yani vücudun kendi iyileştirici doğal cevabının ortaya çıkması için kök hücrelerin saklandıkları yerlerden çıkıp, iyileştirici moleküllerini ortama salmaları gerekmektedir.

Mezenkimal kök hücreler (mesenchymal stem cells) , kök hücre çeşitlerinden olup genellikle kan damarlarının duvarlarında bulunan ve tüm iyileştirici işlevlerde görev alan çok özellikli hücrelerdir.

Yaralanmış vücut kısımlarında iyileşmenin hızlanması için vaskülarizasyon ve damarlanmanın artışında bu tür hücreler sorumlu tutulmaktadır. Yani kan damarları cidarında tutunan bu perisitler ya da kök hücreler, yaralanma bölgesindeki kanlanmayı artırıcı ve iyileşmeyi hızlandırıcı bir görev üstlenmektedir.

Kan damarı çevresinde bulunan ve rejeneratif etki gösteren bu kök hücrelerin aktive olabilmeleri için mekanik, kimyasal ya da hormonal uyaranlarla damar duvarından ayrılmaları yeterlidir.

Bazen vücuda gelen bir darbe, bazen de yara çevresindeki hücrelerden salınan mediatörler bu özel hücrelerin bulundukları yerlerden ayrılarak bambaşka bir görev almalarına ve değişimlerine neden olmaktadır.

Damar cidarından ayrıldıktan sonra bu özelleşmiş hücreler pek çok sikotin ve büyüme hormonu salgılarlar ve vücudun her türlü iyileştirici maddesini sunan birer ecza deposuna dönüşürler.

Vücut bu salgılanan maddelerden kendine gerekli olanları alır ve iyileşme mekanizmalarında kullanır. Yani kan damarı etrafında sakince oturan hücreler uyarı aldıklarında adeta birer “Süpermen”e dönüşerek yerlerinden olay mahalline gitmekte ve iyileşme adına ne gerekirse yerine getirmektedir!

Kısaca vücudun kendi kendini iyileştirme gücünün sırları ve rejeneratif tıp konusunda yeni bir çağa girdiğimiz kesin. Bu yeni dönemde yanıtlanması gereken pek çok soru var. Araştırmacıların yeni keşifleri ve bilinmeyene duyulan merak, bizi vücudumuzu daha iyi tanır hale getirirken ve sırlarını çözerken bambaşka terapi olanaklarına sürükleyecek gibi gözükmekte.

PROLOTERAPİ BU TEDAVİ YÖNTEMLERİNİN TEMELİ OLUP, BAŞARISI YUKARIDA BAHSETTİĞİM ETKİ MEKANİZMALARINA BAĞLIDIR. REJENERATİF TIP ÜLKEMİZDE HENÜZ ÇOK YENİ. FAKAT İLERİKİ YILLARDA BİRÇOK HASTALIĞIN TEDAVİSİNE ÇARE OLACAKTIR.


Akupunktur
Akupunktur
Yüz Estetik Uygulamaları
Yüz Estetik Uygulamaları
Vücut Estetik Uygulamaları
Vücut Estetik Uygulamaları
Proloterapi & Nöralterapi
Proloterapi & Nöralterapi